bekle.
bu bir emir değildir.

Durum

bir toplama kampında
kulağını çınlatan
bir tek ben olacağım.

şu iki satırda bana saygı duyacaksın. çünkü okuyup da liğme liğme olmadan duramıyorum:

"Durursan öldürürsün beni.
Durursam öldür beni."

14 Ocak 2009 Çarşamba

Sakin ol

Arka planda müzik yok bu sefer. Bilgisayar sesinin kafamı kemirmesine izin veriyorum. Bir kaç cümle sonra o ses de uçup gidecek kulaklarımdan.

Sakin ol. Arkanıza yaslanın. Umarım hava karanlıktır bunu okurken. Okuduğunuz yerde pencere varsa kapatın. Hava akımı olmasın odada. Pencerelerdeki perdeleri kapatın. Pencerede benim Ay'ımı görüyorsanız bile kapatın, önemi yok. Hiç mühim değil. Kapısını da kapatın odanın. Müziğin sesini lütfen sıfırlayın. Gözlükleriniz varsa takın. Ben takıyorum şu an. Çerçevesini, SM'in odaya gelip saf melankolimi bozmasının tereddütünden yaptım. İncecik bir metal olması gerekir bunun sanırım. Cennet cehennem köprüsü gibi.

Buralara laf atanlar da; bunu okuyanlar varsa onların arasından, üzerlerindeki metal eşyaları çıkarsınlar. Yüzük, kolye, bileklik, küpe... Hiçbirini istemiyorum bunların. Ben yazmıyor muyum? Benim istediğim gibi okuyacaksın bunu.

Sakin ol. Derin nefes alayım falan deme. Aham şaham bir şey okumayacaksın. Gözlüklerim var. Bana da bir şey yapamazsın, ne laf edersen et. Gözlüklerim beni hep korur. Saklambaç. Saklambaç oynarken insanların içinde, en iyi gözlüklerim saklamaz mı beni? Deve kuşu gibi, anka kuşu taklidi yaparım.

Sakin ol. Diyeceğim, dediğim gibi, pencerenizde ihtimalle görüyor olabileceğiniz Ay'ımdan mühim değil. Diyeceğim; ben bir yere ait değilim. Lunaparktaki hız treni harekete başlasın. Ben, geldiğim şehre, geldiğim eve mi aitim? Hayır, pek değil. Kısmen olabilir, evet. Ama aşırı değil. Abartmadan, küçültmeden. Esnaf hallice. Babam beni görmek istemiyor. Psikolojisi bozuluyormuş. Beni kabul ediyormuş, ama görmek istemiyormuş çünkü psikolojisi bozuluyormuş. Ben burada bir çelişki kokusu almıyorum, alan var mı? Kardeşimse, yarı çıplak fotoğrafımı gördü de bana etmediği küfür kalmadı. Kardeşimin "abicim"iyim hala, ama aynı zamanda kardeşimin "iğrençsin"iyim. Ben burada da pek trajik, üzüntü verici bir şey göremiyorum açıkçası. Görebilen var mı? Ailenin diğer bireyini saymadan geçmek olmaz tabi. Annem çok sever beni. Sağolsun. Çok sever beni. Her şeyimi kabul eder, sindirir. Önceden hoş görürdü beni, artık hoş görmüyor. Çünkü artık beni hoş görülecek bir kötü durum olarak algılamıyor. Bu iyi bir şey. Annemde normalim artık.

Sakin ol. Arkana yaslanmanı söylemiştim. Şimdi biraz doğrulabilirsin. Doğrulamayacak kadar yamultmuşlarsa seni, çok anlamı var bunu okumanın. Sen de böyle bir şeyler karalamayı deneyebilirsin böylece. Deneyemez misin? Hadi ama, pipine güvendiğin kadar kafana da güven. Bence çok daha iyisini yazabilirsin. Şöyle, şatafatlı, ağır bir şey. Sizin salak bulup benim bazen yaptıklarım gibi. Eminim ki, sen de biraz sıksan bir döner bıçağı ile bir kaldırıma valz yaptırabilirsin. O kadar da kafadan sallama yetin olsa gerek.

Sakin ol. Gözlüklerim saklar beni. Bir yerim olmasa da, gözlüklerimin burunluğunda barınabilirim elbette. Peki, üniversite için geldiğim İstanbul'da, yurdum mu evim? Gidecek yerim orası mı? En makulu bu gibi görünüyor, değil mi? Sıcak oda, sıcak su. Zaten burslusun, para da vermiyorsun. Evet evet, en iyisi orası. Ama, benim evim yurdum mu? Bir gün olacak, göreceksin ki, ben müthiş bir aşkın kollarında, Eros'un bahçesini evim yapmışım sonbaharda. Sonbaharda. Öyle olması gerek. Hüzünlü aşkların ritüeli bu. Kesinlikle bir sonbahar gerek o müthiş aşkıma. Konu bu değil tabi.

Sakin ol. Gidebileceğim iki yerim daha var. Yer bulmak öyle kolay ki. Her gece bir adamda sabahlasam da günlerim geçmez mi zaten? Yanlış anlama, sana soru falan sorduğum yok. Soru işaretinin kıvraklığını ve Türkçe'de soru eklerinin ayrı yazılmasını seviyorum. Dil fetişistliği var bende. Bilmiyor muydun? Kirpiklerinde bir problem olabilir. Eğer buraya kadar okuduysan, bir olasılıkla kaşlarına da sıçramıştır körlüğün.

Sakin ol. O iki yerden biri, SM. Her daim kabul edilirim. Çok iyi bakılırım. Beslenmem, barınmam, sosyalleşmem. Hepsi iyidir, çok sağolsun. Ama benim evim ora mı? Kızma, SM. Anlarsın beni. Bir gün benim de evim olacak. Ama çok zengin olmalıyım ben. Oğluma müthiş bir gelecek sunmalıyım. Oğlum için geldiğim şehre gidip babamla çalışmayı göze alabileceğimi söylemiş miydim? Basit bir şey canım, gökten indim denize gibi. Öylesine yani. Anlamsız bir yandan. Ordo ab chao, SM. Kaostan gelen düzen. Tamam... Öksürüğün korkutuyor beni. Kusuyorsun sandım şimdi. Şu an MSN'de sanal seks yapıyor değilim. Kızabilirsin de bana. Karar senin. Burnumu sokmuyorum. Yıldızım var burnumda zaten bir sokulmuşluktan eser. Öksürüğün korkutuyor beni.

Sakin ol. Lütfen yap bunu. Fatemate var bir de gidebileceğim. Onun bir evi var, beraber döşedik. Dalmaçyalı koltuklar aldık, duvar kağıtları aldık, halılar aldık. Çamaşır makinesi bile aldık. [Ve "Thanks" mesajı gelir SM'den.] Ama orası da evim değil. Olamaz.

Sakin ol. Tanrı hep pazarlıkta işte. Olan hep bu. Bilinçsiz hareketlerinin sonucunda tanrı, bir alışverişin iki tarafından biri oluveriyor. O benden soru alıyor. Ben ondan sessizlik. En azından içime sessizlik sevgisi koymuş da, tatmin oluyorum. Yani, olan böyle böyle işte. Mühim değil. SM'i yalnız bırakıp bilgisayarın başına geçecek kadar bile mühim değildi belki.

Sakin ol. Ben öyle ol dedikçe, bir şey varmış gibi kımıldanıyorsun. Gerek yok böyle hareketlere. Gerek yok böyle "trip"lere, bazılarının deyimiyle. Salak bulunabilirsiniz. Büyümeniz gerekebilir. Aslında hiçbir şey bilmiyor olabilirsiniz. Kırk yaşına geldiğinizde, babam her şeyi biliyormuş diyebilirsiniz.

Hadi, rahatlayın şimdi. Sakinliğinize vurduğunuz o yapış yapış kelepçeleri çıkarın.

Gidin biraz kitap okuyun.

Zira, ben öyle yapacağım.

Bu yazıya, ancak şu film iyi gider: Juste Une Question D'amour. Just A Question Of Love. Sadece Bir Aşk Meselesi.

İyi uykular.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Burasi kimsenin evi degil ki...
Benim bile...
Kimsenin...

Adsız dedi ki...

So you used the PDA yesterday night..

Adsız dedi ki...

that is what pda is for yeah?

Adsız dedi ki...

Yeah, guess so :)

Related Posts with Thumbnails