bekle.
bu bir emir değildir.

Durum

bir toplama kampında
kulağını çınlatan
bir tek ben olacağım.

şu iki satırda bana saygı duyacaksın. çünkü okuyup da liğme liğme olmadan duramıyorum:

"Durursan öldürürsün beni.
Durursam öldür beni."

23 Ocak 2009 Cuma

Kozmetik çift

"Ve her gece sabret diye saçlarında dolaşan tanrının elleridir..."

Bu günlerde Cem Adrian'ın Emir albümüyle yatıp kalkıyorum...

***
kimsenin kulağında cızırdamamış aşklarım olacak
ben ölürken
olacak onlar, iğneleme niyetine
insan ilişkilerime
***
-Selam, nasılsın?
-İyi kötü berbat harika.
***

Size bu gece olan bir şeyi anlatmak istiyorum.
Afrika büyüsü gibiydi gün. Bilmediğim bitkiler, tanımadığım kokular, 
anlamadığım sözler doluydu.
Günün birazı yaşanmış, akşam olmuş. Ben çökmüşüm; damarlarımdaki tüm 
nikotin borularımın dibine çökmüş; kalbim göğsümün ortasına ortasına çökmüş; elim ayağım takatsiz, çalımsız, biçimsiz kalıvermiş; insanlar birer sinek as'a dönüşmüş. oldum olası sevmem sinek kartlarını. vızır vızırlardı etrafımda. ben bir kenara çökmüşüm. eh, çatışık olsun diye bir kozmetik dükkanının önüne çökmüşüm. kötü reklam yapıyorum dükkan için; ama reklamın iyisi kötüsü olmaz tabi. oturuyorum. o kocaman, gri, paspal, babamın düğün zamanlarından kalma 20 yıllık ceketini elime alıp üstüne yığılmışım. 5 metre uzaktan bir oğ
lan ve kız geçiyor. kızla göz gözeyiz. insanlarla hep göz gözeyim zaten. iyi bakarım ben; kendine iyi bak deyimini yerine getiriyorum dostlar, endişeniz olmasın. kıza kustum gözümün tüm beyaz kısımlarını. kız geldi geçti; her zaman çöplüğüm olarak kullandığım gözlerden bi
ri değil miydi işte. çevirdim kafamı, başka gözbebekleri aradım göz kapaklarımın seyirikliğiyle. biri geldi yanıma sonra. bir çocuk, yirmi kusur yaşlarında. böyle bir şeyi normalde hiç yapmadığı
, ama sokağın başından beri dikkatinin bende olduğunu, keşke fotoğraf makinesi yanında olsaymış diye düşü
ndüğü söyledi. söze ilk başladığında ne satmaya çalışıyor ya da sigara mı yoksa para mı istiyor diye düşündüm. oysa karşılığında, "çok kötü görünüyorsun... bu ne acı... yardım edebileceğim bir şey varsa; sorununu paylaşabilirsin." aldım. [bir adam severken, bir adam giderse; bir adam gülümserken, diğeri ölürse.] çocuğun birkaç metre arkasına baktım; gözünü kirlettiğim kız oradaydı. kem küm ettim. kargalar ışıldadı tüm sokakta. anlatmaya başladım. "kız arkadaşın da gelsin, orada beklemesin" dedim. anlatmaya devam ettim. yardım edecek bir şey yoktu. anlattım sadece. ilk defa böyle bir şey geliyordu başıma. tanımadığım gözleri ve kulakları olabildiğine kullandım. paslandılar; verdiğim paslar karşılığında bana bir müzikal kazandırdılar. adı, "Rent". mutlaka izlemem gerektiğini söylediler. kozmetik dükkanının müşterisi çoğaldı, karınca kararınca ferahladım. teşekkür ettim, memnun olduğumu belirttim. o müzikali izlediğimde onları hatırlamamı istediler. elbette... adınızı sorsaydım keşke. kozmetik çift? belki.

bir gün okursanız, tekrar teşekkürler. çok incesiniz.

arkalarından baktım. gözünü kirlettiğim kız dayanamayıp ortak olmuştu bana. o bir suçluydu. oysa bu gecenin suçu, sadece...
sadece...

sizi ilgilendirmiyor.
bazı şeyler var ki, kimsenin kulağında cızırdamayacak.
insan ilişkilerimi iğnelemek için, duvarlar fısıltımı dahi yakalamasın.
sonra, hangi diller yalayıp anlamaya çalışır beni o duvarlarda...

evet...
feci bir gündü.
ama bu elbette ki sizi alakadar etmiyor.
kıldan ince bağım var sizinle.

aksini ispatlamayın...
lütfen...
ispatlar, kanıtlar, tartışmalar... süregelen ardı arkası kesilmeyen çelişki ve çekişmeler...
uyuyalım biraz...

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails