Merhabalar....... Bolca nokta koymama dikkat. Şöyle bi eziklik hali var, evden kaçıp geri dönmüş çocuğun yüzündeki ifade var o noktalarda.
Arkadaşım dinletti:
37.saniyesine kulağınızı dayayın ikinci dinleyişinizde. Sesiyle bir oynama yapyor, "no greyaaAAAAaaAAA do" diyor. ordaki a'ların o dalgalanması...hhhhffff....hfff... yüze yakın dinlemişimdir şu kısacık sürede..geçmiştir bile... siz de dinleyin...
sonra. tam 1 dakika sonrasına gidin. sanki bilerek yapmışlar. 1:32'de; "Sit on the grass, observe, and paint" diyor. "observe" derken, tam bir İngiliz aksanıyla! "R"ye vurgu koyuyor. bu da 1:37-37,5'a denk geliyor...orası da müthişti...
ha bunu neden paylaştım?
hem olağanüstü güzel olduğu için, hem de bir müziği (şarkı demeye gönlüm el vermiyor..) nasıl dinlediğim hakkında bir fikir sahibi olun diye.
27 Mayıs 2009 Çarşamba
21 Mayıs 2009 Perşembe
Boza 2
Hafiften kızgın, hafiften kırgın, hafiften öfkeliyim ya bu gece...haksızca hani...
E.D. der: İstiyorum ki, O'nu döveyim sözlerimle. Acısı kalsın. Diyeyim ki, bak, bak neler yaptın. Yıkılmaz denen kalemi yıktın. Buraların sahibine bak. Gördüklerin hoşuna gitmedi mi? Eserini beğenmedin mi? Al o zaman çekici ve yok et onu. İzin verme kimsenin görmesine.
Ne diyeyim...
Vursun çekici de yok etsin bakalım.
Umudumuz o yanadır.
Haksız olarak kızdığımı biliyorum bu gecenin en başından beri. Ama kızmak hoşuma gidiyor, n'apayım.
E.D. der: İstiyorum ki, O'nu döveyim sözlerimle. Acısı kalsın. Diyeyim ki, bak, bak neler yaptın. Yıkılmaz denen kalemi yıktın. Buraların sahibine bak. Gördüklerin hoşuna gitmedi mi? Eserini beğenmedin mi? Al o zaman çekici ve yok et onu. İzin verme kimsenin görmesine.
Ne diyeyim...
Vursun çekici de yok etsin bakalım.
Umudumuz o yanadır.
Haksız olarak kızdığımı biliyorum bu gecenin en başından beri. Ama kızmak hoşuma gidiyor, n'apayım.
Boza
Kızıyorum ona... Haksızım.
Beni bırakıp gittiği için kızıyorum ona...
Korkup kaçtığı için kızıyorum ona...
Tadımı viskili çikolataya, kokumu toprağa ve rengimi kırmızıya benzettiği için kızıyorum ona...
Saplantılarıma anlam kattığı için kızıyorum...
Bana odamdan çıkmamak için bahaneler bulduğu için...
Kendi kendime anlatacağım oval ofis hikayeleri bıraktığın için elbet.
Tahtalar alıp, çiviler alıp, kendi kütüphane raflarımızı kendimiz yapacaktık.
Bir haftasonu bir kaçamak yapacaktık bir yerlere. O hafta sonu kaçamağı fikrini, Türk filmlerine benzetmemi sağladığın için de kırgınım...
Yazmak engel değil kızıp kırmama kendimi.
Öyle büyük de değil ha kızgınlığım falan.
Hafiften. Boza gibi.
Beni bırakıp gittiği için kızıyorum ona...
Korkup kaçtığı için kızıyorum ona...
Tadımı viskili çikolataya, kokumu toprağa ve rengimi kırmızıya benzettiği için kızıyorum ona...
Saplantılarıma anlam kattığı için kızıyorum...
Bana odamdan çıkmamak için bahaneler bulduğu için...
Kendi kendime anlatacağım oval ofis hikayeleri bıraktığın için elbet.
Tahtalar alıp, çiviler alıp, kendi kütüphane raflarımızı kendimiz yapacaktık.
Bir haftasonu bir kaçamak yapacaktık bir yerlere. O hafta sonu kaçamağı fikrini, Türk filmlerine benzetmemi sağladığın için de kırgınım...
Yazmak engel değil kızıp kırmama kendimi.
Öyle büyük de değil ha kızgınlığım falan.
Hafiften. Boza gibi.
19 Mayıs 2009 Salı
18 Mayıs 2009 Pazartesi
17 Mayıs 2009 Pazar
Mâlum
Hadi biraz ağabey kızdıralım.
Başla:
"...Böylece kendi batışını ister o."
Ne büyük bir değer, fedakarlık. Sahip olan, ne zengin.
[Coş müzik! August Rush'tan Bach/Break]
Şşş... Gözünü kapa... Müziği sok içine... Üstünü başını düzelt... Nazikçe, çok nazikçe birkaç kelime çıkar haz(i)neden... Çığlık! Sakinleş. Bunun üstüne sakinleş ki olsun kelâm hafiften... Kapa gözünü yine... Yoğursun müzik seni... Ellerin göğsünün üstünde, her zamanki tabutiçiölü gibi. Her atakta kafanı hafifçe yukarı titret, tik gibi.
COŞ!
Başla:
"...Böylece kendi batışını ister o."
Ne büyük bir değer, fedakarlık. Sahip olan, ne zengin.
[Coş müzik! August Rush'tan Bach/Break]
Şşş... Gözünü kapa... Müziği sok içine... Üstünü başını düzelt... Nazikçe, çok nazikçe birkaç kelime çıkar haz(i)neden... Çığlık! Sakinleş. Bunun üstüne sakinleş ki olsun kelâm hafiften... Kapa gözünü yine... Yoğursun müzik seni... Ellerin göğsünün üstünde, her zamanki tabutiçiölü gibi. Her atakta kafanı hafifçe yukarı titret, tik gibi.
COŞ!
13 Mayıs 2009 Çarşamba
Saat yok!
Uyuyordum da. Rüya gördüm. Of çok güzeldi ya...
Eh, bütün gece, sokakta film izlerken kıçın başın dona dona, aynı zamanda çaktırmadan birilerine bakmaya çalışırsan, o baktığın gelir konar rüyana da onu söylersin şarkılarda. ateşte çıra adın...
[ah canım görevli teyzem... odamızı temizleyen ah teyzem... sabun gelmiş, yaşasın... canım benim...]
Bu rüyanın etkisiyle, 06:59'da uyandım. Saat yok! Odada saat yok! Tüm saatler yamulmuş, ah tam flashback malum tabloya! Saatsiz sabaha soyunukmuşum!
Bilgisayarı açmak zorunda kaldım saate bakmak için. Sonra yine uyudum...
Tekrar uyuduğumda, arkadaşım görmüş, sırıta sırıta uyuyormuşum, bu sefer de o sırıtmaya başlamış bana baka baka...
Ahan da bu gece de uyanıkız.
Eh, bütün gece, sokakta film izlerken kıçın başın dona dona, aynı zamanda çaktırmadan birilerine bakmaya çalışırsan, o baktığın gelir konar rüyana da onu söylersin şarkılarda. ateşte çıra adın...
[ah canım görevli teyzem... odamızı temizleyen ah teyzem... sabun gelmiş, yaşasın... canım benim...]
Bu rüyanın etkisiyle, 06:59'da uyandım. Saat yok! Odada saat yok! Tüm saatler yamulmuş, ah tam flashback malum tabloya! Saatsiz sabaha soyunukmuşum!
Bilgisayarı açmak zorunda kaldım saate bakmak için. Sonra yine uyudum...
Tekrar uyuduğumda, arkadaşım görmüş, sırıta sırıta uyuyormuşum, bu sefer de o sırıtmaya başlamış bana baka baka...
Ahan da bu gece de uyanıkız.
12 Mayıs 2009 Salı
Üzerine beyazlar
Ama...
[Boğazında düğüm etkisi.]
Ama...
Yerin altında beyazlar içinde gördüm birini, her zamanki gibi bocaladım ilk görüşte... her zamanki gibi bir sonraki adımımı atmaktan vazgeçip, bir saniye kadar yerimde durup, sonra adımlarıma devam etmem gerektiğine karar verdim. Yok yok, beyazlar içindeki onu yeraltına yakıştıramadığımdan değil tabi... Ama bocalıyorum işte böylesini karşımda aniden görünce.
Kafamı çevirip yüzüne bile bakmadım.
Bir zamanlar delik deşik edilen gurur kumaşımın intikamı mı?
Yo... İntikam yok, intikam değil... Ağır, apağır bir kırgınlık...
Sanma ki karşılıklı bu kırgınlık. O dahi değil. Onu Chopin'le karıştırmayın. O bir dahi değil.
Yahu diyip duruyorum ya, gelin güveylik meselesi. Kendi kendime gelin güvey olma meselesi. Asla kapını açıp, masandan bir defter alıp üstüne kurşun kalemle noktalar bırakacak değilim... Ama kapını dinlememe izin ver, yeraltı beyazı... Sonra merdivende uyuyakalırım; falan.
Ama...
Kırgınlık olması gerektiğini düşünen yalnızca benimdir. Diğerleri sabahlara kadar ormanlarda kocaman perdelerde filmler izliyor, diğerleri gece yarılarına kadar güneşin koltuk altında ısı, sıvı ve koku üretiyor, diğerleri sabahların ve gecelerin tam, tam ortasında büzülüp, içini içine çekip, kadife bir kalbe ağda yapmayı bilmiyor...
Boğazda düğümler bazen.
Yok canım daha neler,ler.
Ne kadar arsız ki üzerine beyazlar geçirmiş yeraltında, çocuk orospu.
[Boğazında düğüm etkisi.]
Ama...
Yerin altında beyazlar içinde gördüm birini, her zamanki gibi bocaladım ilk görüşte... her zamanki gibi bir sonraki adımımı atmaktan vazgeçip, bir saniye kadar yerimde durup, sonra adımlarıma devam etmem gerektiğine karar verdim. Yok yok, beyazlar içindeki onu yeraltına yakıştıramadığımdan değil tabi... Ama bocalıyorum işte böylesini karşımda aniden görünce.
Kafamı çevirip yüzüne bile bakmadım.
Bir zamanlar delik deşik edilen gurur kumaşımın intikamı mı?
Yo... İntikam yok, intikam değil... Ağır, apağır bir kırgınlık...
Sanma ki karşılıklı bu kırgınlık. O dahi değil. Onu Chopin'le karıştırmayın. O bir dahi değil.
Yahu diyip duruyorum ya, gelin güveylik meselesi. Kendi kendime gelin güvey olma meselesi. Asla kapını açıp, masandan bir defter alıp üstüne kurşun kalemle noktalar bırakacak değilim... Ama kapını dinlememe izin ver, yeraltı beyazı... Sonra merdivende uyuyakalırım; falan.
Ama...
Kırgınlık olması gerektiğini düşünen yalnızca benimdir. Diğerleri sabahlara kadar ormanlarda kocaman perdelerde filmler izliyor, diğerleri gece yarılarına kadar güneşin koltuk altında ısı, sıvı ve koku üretiyor, diğerleri sabahların ve gecelerin tam, tam ortasında büzülüp, içini içine çekip, kadife bir kalbe ağda yapmayı bilmiyor...
Boğazda düğümler bazen.
Yok canım daha neler,ler.
Ne kadar arsız ki üzerine beyazlar geçirmiş yeraltında, çocuk orospu.
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Kem küm
Eee...
Kem küm.
Birkaç gündür bir organizasyonda çalışıp duruyorum. Az uyuyorum geceleri, tabi bu tercih meselesi.
Dün gece birinin kapısına gittim, dinlemek için kapıdan. Hala uyumamıştı, ben de dinledim boşa gitmesin diye. Biraz durdum. Merdivende uyumuşum, deprem oluyor hissiyle uyanıverdim. Yatağıma girdim sonra.
Doğudan bi' sevdicek bulucam. Sevelim sevilelim dimi ama.
Kem küm.
Eee...
Kem küm.
Birkaç gündür bir organizasyonda çalışıp duruyorum. Az uyuyorum geceleri, tabi bu tercih meselesi.
Dün gece birinin kapısına gittim, dinlemek için kapıdan. Hala uyumamıştı, ben de dinledim boşa gitmesin diye. Biraz durdum. Merdivende uyumuşum, deprem oluyor hissiyle uyanıverdim. Yatağıma girdim sonra.
Doğudan bi' sevdicek bulucam. Sevelim sevilelim dimi ama.
Kem küm.
Eee...
8 Mayıs 2009 Cuma
Karmaşa müzik duruluk
Şey...
Tabi, anlam katmak, iz bırakmak istiyor insan birilerinde.
Benzersiz hatıralar katmak istiyor geçmiş zamanlarına birilerinin, birileri.
Sürekli o güzel kelime "orospu"yu dediğime, iz iz iz...
iz bırakmak istiyorum...
Eyleme geçmek istiyorum. Kimliğim olmadan, oda anahtarım kayıpken, yüzümü tersten yazmışken kafama; saçlarım, saçlarım uçtan bitmeye yüz tutmuşken...bir şeyler yapayım...
Bilmesin ben olduğumu.
Şunu yapıcam:
Odasının önüne beyaz, boş kağıt bırakmak.
Size yapılsaydı güzel olmaz mıydı?
Her gün birisi kapınızın önüne beyaz ve boş bir kağıt bırakıyor?
Ama bazen gelmiyor buralara, başkalarında kalıyor... Son zamanlarda hele, pek yok buralarda... O görmez ki kağıdı...
Hayır hayır, saçmalamayın. Gizli numaradan aramak da neyin nesi. Hayır.
Cık cık cık...
Elimi kestim gel
diyerekten, karmaşa dol kulağıma!
yalvarırım mani olmayın bu müziğe! Şşş!
Durulma :(
Durulma müzik...
Durulma müzik...
Yapma bunu işte...
Hep, hep bozuyorsun kuralı...
Kepçem olacaktın,
Karıştırıp duracaktın ya müzik beni, unuttun mu duruluğu bulunca...
Tabi, anlam katmak, iz bırakmak istiyor insan birilerinde.
Benzersiz hatıralar katmak istiyor geçmiş zamanlarına birilerinin, birileri.
Sürekli o güzel kelime "orospu"yu dediğime, iz iz iz...
iz bırakmak istiyorum...
Eyleme geçmek istiyorum. Kimliğim olmadan, oda anahtarım kayıpken, yüzümü tersten yazmışken kafama; saçlarım, saçlarım uçtan bitmeye yüz tutmuşken...bir şeyler yapayım...
Bilmesin ben olduğumu.
Şunu yapıcam:
Odasının önüne beyaz, boş kağıt bırakmak.
Size yapılsaydı güzel olmaz mıydı?
Her gün birisi kapınızın önüne beyaz ve boş bir kağıt bırakıyor?
Ama bazen gelmiyor buralara, başkalarında kalıyor... Son zamanlarda hele, pek yok buralarda... O görmez ki kağıdı...
Hayır hayır, saçmalamayın. Gizli numaradan aramak da neyin nesi. Hayır.
Cık cık cık...
Elimi kestim gel
diyerekten, karmaşa dol kulağıma!
yalvarırım mani olmayın bu müziğe! Şşş!
Durulma :(
Durulma müzik...
Durulma müzik...
Yapma bunu işte...
Hep, hep bozuyorsun kuralı...
Kepçem olacaktın,
Karıştırıp duracaktın ya müzik beni, unuttun mu duruluğu bulunca...
3 Mayıs 2009 Pazar
Çok sevdiğim orospu kelimesini ithaf ettiğim, ah o namuslu, ah o gizli, ah o gururlu, ah o havadar, ah o...oysa o kardeşim.
Onlara:
Onlara:
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
NAZIM HİKMET
Teşekkür: Sm's bf.
2 Mayıs 2009 Cumartesi
Olmaz çünkü orospu!
Olmaz çünkü orospu!
hani iki insan çarpışır
biri özür diler diğeri
küfür
edilenden acı sızar
gümüş sırt sıvazlanır
hani
***
aşk dileme ondan!
ne diye bekliyorsun!
nasıl askıda, nasıl da askıda duruyorsun!
utan, yazıntıkâr!
gurur duy yazıntıkâr...
gümüş sırtı bekle, parlatmak için.
ona hep orospu de. neden diye sorunca biri, orospunun çok güzel bir kelime olduğunu söyle. sonra farket: ulan küfrü bile güzel!
nasıl askıda, nasıl da askıda duruyorsun ama...
ona hep orospu de.
olmaz çünkü orospu!
hani iki insan çarpışır
biri özür diler diğeri
küfür
edilenden acı sızar
gümüş sırt sıvazlanır
hani
***
aşk dileme ondan!
ne diye bekliyorsun!
nasıl askıda, nasıl da askıda duruyorsun!
utan, yazıntıkâr!
gurur duy yazıntıkâr...
gümüş sırtı bekle, parlatmak için.
ona hep orospu de. neden diye sorunca biri, orospunun çok güzel bir kelime olduğunu söyle. sonra farket: ulan küfrü bile güzel!
nasıl askıda, nasıl da askıda duruyorsun ama...
ona hep orospu de.
olmaz çünkü orospu!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

Facebook/Oytun Tez
Linkedin/oytuntez
Twitter/oytuntez
YouTube/WiseRemus
Last.fm/WiseRemus
GMail/Oytun Tez
