Libera.
Libera gibi bir yerde yaşamak istiyorum bir süre. Belirli bir sıfatı yok, henüz sahip olduğunuz sıfat kalıplarına uyan. Libera gibi işte. Öyle bir yerde yaşamak istiyorum bir süreliğine.
Yorgunluk.
Neden yorgunluk ki?
Ekmek elden su gölden, üniversitem güzel, harika bir annem var, odam var, sıcak suyum var vs.
Hadi ama.
Oku:
Acıyorum. Farkındalıksızlığına acıyorum. Leş gibisiniz; gözünüz ancak bakmaya, ayağınız ancak yürümeye, ağzınız ancak yemek yemeye yahut öpmeye yarıyor, en olmadı konuşmaya. Bir şey, gerçekten bilmiyorsunuz.
Bilemeyeceksiniz.
Bundandır acımam. Korkağın tekisiniz; affedin, çoğusunuz.
Kendime de acıyorum çoğu zaman, size acıdığımdan fazla. Boşuna yazıyorum ki. Boşuna konuşmaya çalışıyorum. Boş una yumurta kırıyorum; boş ipe un seriyorum.
Sizin, gerçekten ama gerçekten, hiç etrafınıza bakamadığınız oldu mu?
Görmek istemediğiniz, her şeyi?
Olduysa, nedenini bildiniz mi?
Olma ihtimali pek düşük, bilme ihtimali pek düşük. Gözünüz içine çökecekmiş gibi oldu mu? Hadi ama! Olmadı!
Derinizi tırnaklarınızla soyma arzusu kapladı mı içinizi hiç? Bunları gözlerken, gülmekten başka bir şey yapıyor musunuz acaba? Derinizi, hiç soyabildiniz mi? Ben soyamadım.
Soyabilseydim; göç edebilirdim, uzaklara gidebilirdim, gerçek uzaklara ya da mecazi uzaklara. Hiç bilmediğim yerlere, koluma hiç tanımadığım birini takmışım. Bilmediğim ama tahmin ettiğim lisanlarda konuşan insanların içinde, o insanlara çarpa çarpa ilerleyerek, en sonunda kendimi bir kır evinde bulmuşum. Çok dolaşmışım, her gördüğüm çeşmeden su içmişim; o yüzden evin bahçesine girer girmez sağ tarafta çitin köşesine çişimi yapmışım. Kırık testi de var orda, ona da sıçratmışım az az. Toprağı kazmışım öyle. Arkamı dönüp evden çıkan ilk kişiye sarılmışım. Zaman tuttum, tam 40 saniye sarılmışım. Buradayken 38 saniye de olmuş olabilirdi; saatim tutukluk yapıyor sürekli. O yüzden güneşi bazen geç doğuruyorum, ayı geç batırıyorum. Ama orada nefesimle tutmuşum zamanı. İhtiyaç yanılmaz!
Birkaç kişiyle o yuvarlak, volklan mağduru adada, eski yunanca ismini unuttuğum yuvarlak adada buluşmak isterim. Aralarında hiç peygamber olmasın! Aralarında bir tane bile imam, papaz, haham olmasın! Allah'ları, Tanrı'ları, Yehova'ları almıyorlar adaya; herkesin tanrısı kendine orada. Aslında, inançla falan da alakası yok orada buluşmanın. Esti geçti işte, rüzgar tanrısı yok diyen var mıydı?
Özgürlüğüme tutsak olmuşum... Duyguyu, bir yenisiyle ifade etmek gibi; kareli deftere boş derste karalamalar yapmak gibi. Uykuyla uyanıklık arasında, müthiş salaklık, müthiş bilinç sergisi.
Her neyse.
Boşuna.
En çok da buna acıyorum.
Henüz, biriniz dahi, dolusuna anlamadı.
2 Nisan 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Facebook/Oytun Tez
Linkedin/oytuntez
Twitter/oytuntez
YouTube/WiseRemus
Last.fm/WiseRemus
GMail/Oytun Tez

2 yorum:
geçmiş doğum günün kutlu olsun.
o sıralar doğum gününü öğreneceğim herhangi bi yerde değildim kutlayamadım.
görüşmek üzere.
-c.
Ne önemi var.. :)
Gittikçe, gerçekten de bir önemi olmuyor doğum gününün, anaokulun ilk gününün, ilkokulun, ortaokulun, lisenin, üniversitenin ilk günlerinin, sünnet gününün, ilk boşalma gününün, ilk seks gününün, ilk aşk gününün; kutlanan ilk günler, kutlandıkça bir o kadar anlam yitirdiler şimdiye değin.
Yorum Gönder