bekle.
bu bir emir değildir.

Durum

bir toplama kampında
kulağını çınlatan
bir tek ben olacağım.

şu iki satırda bana saygı duyacaksın. çünkü okuyup da liğme liğme olmadan duramıyorum:

"Durursan öldürürsün beni.
Durursam öldür beni."

13 Nisan 2009 Pazartesi

Kendim dışına sunulmuşluk

Bir de şöyle bir konu var:

Ben şeyler hakkında birileriyle her konuşuşumda, yazacağım satırlardan çalmış oluyorum.
Biriyle zihin hakkında konuşsaydım, bir ihtimal biraz önce -altta- böyle bir şey yazmış olmayacaktım buraya.

Çünkü sözlü/yazılı konuşarak, zaten kendimi kendim dışındaki bir varlığa sunmuş oluyorum. O düşünce ya da duygu, benim kontrolümün dışına çıkmış oluyor artık, telif haklarını yitirmiş gibi oluyorum; bir daha nasıl kullanabileceğimi bilmiyorum o düşünceyi tamamen kendime ait olan bir şeyde; yani ben yemeği fırında tekrar ısıtıp nasıl sunacağımı bilmiyorum.

Ha yapmadım mı, yaptım tabi ki. Çok.
Lakin, "fiiihuuuuuu" ses efekti iyi olur galiba burada. Daha çok var(dı).

İşte bu yüzden, iyisi mi konuşmayayım ben. Yazayım ben.

Yıllar önce dediğim gibi,
"kırk kere söyletme derler ya, onları dinledim; söylemedim. kırk kere yazdım." derim en azından.

Kendimi kendim dışında bir şeye sunduğum an, o sunduğum şeyi, kendime özgü, tamamen bana ait bir şeyde pek içim rahat, sağlıklı ve dengesiz kullanamıyorum.

Kırmızılar efenim,

Ben.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails