bekle.
bu bir emir değildir.

Durum

bir toplama kampında
kulağını çınlatan
bir tek ben olacağım.

şu iki satırda bana saygı duyacaksın. çünkü okuyup da liğme liğme olmadan duramıyorum:

"Durursan öldürürsün beni.
Durursam öldür beni."

25 Şubat 2009 Çarşamba

Sen misin?

alakasızca bkz. ruhi bey ve limonluktaki yangın.


bense gözümü etrafa fırlatıp, sen misin, diye baktırıyordum. gözümü her geri çağırışımda, üstünde tırnak izini buluyordum. sanırım sen gözümü yakalamak istiyordun. sen de tırnaklarını söküp etrafa fırlatıyor olmalısın.

sonra ben parmaklarımı yediriyorum ufak çocuğa. biraz düşünüyorum hep, biraz devam ediyorum yedirmeye; sonra diyorum, zaten bu yarasanın gözü yok ki!

beni görmeyendense, beni tırmalayanı tercih ederim, diyorum.

peşinden ayakkabılarımı eskitmedim henüz: öyle bir karar almıştım ya. kırmızı taban gibi olmayacak hiçbir şey. belki biraz kaslarımı yakarım o kadar! belki biraz gözlerime tuz ruhu dökerim o kadar! fakat kat'iyen belden aşağımı süte bandırmak yok!

bende büyük gelişme var: henüz kat etmedim otobüse yolunu! ve henüz kız arkadaşı tavlamaya da çalışmadım! oh, hadi sevelim gelişmeleri!

bense, gözümü etrafa fırlatıp, sen misin, diye baktırıyordum...

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails