alakasızca bkz. ruhi bey ve limonluktaki yangın.
bense gözümü etrafa fırlatıp, sen misin, diye baktırıyordum. gözümü her geri çağırışımda, üstünde tırnak izini buluyordum. sanırım sen gözümü yakalamak istiyordun. sen de tırnaklarını söküp etrafa fırlatıyor olmalısın.
sonra ben parmaklarımı yediriyorum ufak çocuğa. biraz düşünüyorum hep, biraz devam ediyorum yedirmeye; sonra diyorum, zaten bu yarasanın gözü yok ki!
beni görmeyendense, beni tırmalayanı tercih ederim, diyorum.
peşinden ayakkabılarımı eskitmedim henüz: öyle bir karar almıştım ya. kırmızı taban gibi olmayacak hiçbir şey. belki biraz kaslarımı yakarım o kadar! belki biraz gözlerime tuz ruhu dökerim o kadar! fakat kat'iyen belden aşağımı süte bandırmak yok!
bende büyük gelişme var: henüz kat etmedim otobüse yolunu! ve henüz kız arkadaşı tavlamaya da çalışmadım! oh, hadi sevelim gelişmeleri!
bense, gözümü etrafa fırlatıp, sen misin, diye baktırıyordum...
25 Şubat 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Facebook/Oytun Tez
Linkedin/oytuntez
Twitter/oytuntez
YouTube/WiseRemus
Last.fm/WiseRemus
GMail/Oytun Tez

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder