Üç haftadır ağlamadım.
Ben, ağlamadım.
Delirdim. Deliler gibi hareketler yaptım. Ellerimi sıktım. Ellerimi birbirine sürterek sıktım. Birbiriyle ovduğum ellerimi çeneme yumdum, ağzıma yumdum, gözüme ve yanaklarıma yumdum. Ben ağlamadım üç haftadır. Haftanın üç kere geçmiş olmasına rağmen ağlamadım ben.
Bu gece.
Bu gece.
Bu gece orucum bitecek.
Saat 1'i 2'i geçiyor.
Bu gece, sadece bu gece; bu suçsuz, aydan müzdarip, bu kendi halinde gece. Yalnızca bu gecede, yahut bu gece de... Bir çağlayan olacağım ben! Gözümün suyu çağ atlaya atlaya boynuma ulaşacak; gözümün suyu çağ atlata atlata yanaklarıma boynuma ulaşacak!
Bu gece.
Yalnızca bu gece.
Deliler gibi kasılmalarımın haftalar sonrasında bu gece, bir altın vuruş gibi basitçe; kızartılmış ekmek gibi, en çok sütlü ekmek gibi! Sütlü ekmek gibi...
Üç haftaya ağlayacağım.
Dolaylı olarak 9,913,987 dakikama ağlayacağım. Ağladıkça, bahanelerim artacak. Koca bir şehrin koca bir çöplüğüne taşınan traktörler gibi... Yaşadıkça artacak sebeplerim...
Bu gece.
İlelebet bu gece.
Deliller çürümüş gibi.
6 Şubat 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Facebook/Oytun Tez
Linkedin/oytuntez
Twitter/oytuntez
YouTube/WiseRemus
Last.fm/WiseRemus
GMail/Oytun Tez

1 yorum:
"bu gece" yani yazının tarih düştüğü gece...ben de uyumadım...beklemek zorunda idim. uyumamak zorunda idim. üşümemek zorunda idim onca soğuğa ve göğsümü kavramış olan buz gibi çeliğe karşın...bekledim...güneşin doğuşuna yakın bir zamanda çağırdı soğuk bir ses beni...yine güneş tam doğarken kalkacak bir şeyler öğeretecektim insanlara...ardından bekleyecektim geceleri..metal ve taş yığınları arasında...
kaç kişi ve kaç gece beklemiştir diye düşüneceğm bir sonraki gece de...sabaha kavuşabilmek dileği ile!
Yorum Gönder