Ama...
[Boğazında düğüm etkisi.]
Ama...
Yerin altında beyazlar içinde gördüm birini, her zamanki gibi bocaladım ilk görüşte... her zamanki gibi bir sonraki adımımı atmaktan vazgeçip, bir saniye kadar yerimde durup, sonra adımlarıma devam etmem gerektiğine karar verdim. Yok yok, beyazlar içindeki onu yeraltına yakıştıramadığımdan değil tabi... Ama bocalıyorum işte böylesini karşımda aniden görünce.
Kafamı çevirip yüzüne bile bakmadım.
Bir zamanlar delik deşik edilen gurur kumaşımın intikamı mı?
Yo... İntikam yok, intikam değil... Ağır, apağır bir kırgınlık...
Sanma ki karşılıklı bu kırgınlık. O dahi değil. Onu Chopin'le karıştırmayın. O bir dahi değil.
Yahu diyip duruyorum ya, gelin güveylik meselesi. Kendi kendime gelin güvey olma meselesi. Asla kapını açıp, masandan bir defter alıp üstüne kurşun kalemle noktalar bırakacak değilim... Ama kapını dinlememe izin ver, yeraltı beyazı... Sonra merdivende uyuyakalırım; falan.
Ama...
Kırgınlık olması gerektiğini düşünen yalnızca benimdir. Diğerleri sabahlara kadar ormanlarda kocaman perdelerde filmler izliyor, diğerleri gece yarılarına kadar güneşin koltuk altında ısı, sıvı ve koku üretiyor, diğerleri sabahların ve gecelerin tam, tam ortasında büzülüp, içini içine çekip, kadife bir kalbe ağda yapmayı bilmiyor...
Boğazda düğümler bazen.
Yok canım daha neler,ler.
Ne kadar arsız ki üzerine beyazlar geçirmiş yeraltında, çocuk orospu.
12 Mayıs 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Facebook/Oytun Tez
Linkedin/oytuntez
Twitter/oytuntez
YouTube/WiseRemus
Last.fm/WiseRemus
GMail/Oytun Tez

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder