bekle.
bu bir emir değildir.

Durum

bir toplama kampında
kulağını çınlatan
bir tek ben olacağım.

şu iki satırda bana saygı duyacaksın. çünkü okuyup da liğme liğme olmadan duramıyorum:

"Durursan öldürürsün beni.
Durursam öldür beni."

13 Mart 2009 Cuma

Sabah öncesini takiben ikindiye

Sabah olmadan, öncelikle: "İmam demek yapmak! İmam yapmak yapmamak!"

Schindler'in Listesi'ndeki kırmızı elbiseli kıza dikkat çekmeden başlarım, iki satır sonra ak düşer saçıma...

Libido durumum: "Oğlum okulu lisesiler bastı yine! Oyy görmen lazım ya! Hem lise, hem anadolu lisesi, hem İzmir'den!" gibi.

SM'e uçurtma göndereyim: "Evet... Sensiz İstanbul yapmam. O yüzden gruptan ayrılıp sana kart attım Amsterdam'da müzede."

Gecenin bir anında... :
SM: Eskiden "bok" diyemezdin... İyi bir şey sanırım bu gelişme.
Cevap:
Daha cok bir intihar sebebi gibi duruyor.. En azindan gercek anlamiyla kullanamiyorum hala..

Can Kırıkları'nı okurken, Karakaşlı'ya:
Can Kiriklari'ndan Ruya'yi okudum.
0355, saat.
Deprem.
Ayip bir sey yapmisim gibi, islak bir perde cekiliverdi gozlerime aniden..
Tesekkurler.. Iyi uykular..
Bugün bir de İTÜ'de oda müziği odasının önünde bir müzik dinledim. Kapının önünde durdum. Sonra yere çöktüm, çökük halde duvara yığıldım. Kanım çekildi; şiir şiir baktım kapıya. İçerdeki oğlanın çıkmasını beklemeden gittim. İçeride bir oğlan piyano çalıyor olmalıydı.

Mühim değil, bir şey mühim degil..
Ama Istanbul'u görmek lazım. Deliler gibi.

Duymak lazım...
Kelime tükendiğinde ağdalı bir küfür sallamamak lazım aslında; çok isyankar öylesi...

Gelen geçene teşekkur etmek lazım.

Zaman mühim değil; geçer; yenisi gelir...
Sonra, bu sabah vapurdan bir bölüm aktarayım:

- Bugün bir kadınla tanıştım.

- Edebiyat akımlarını okuyordum. Karşımda o kadın da okuyordu. Biraz yaramazca okuyordu, şımarıkça. Solumda adam telefonunde "bubblebreaker" oynuyordu sesli sesli. Kadınla bakışıyorduk arada, adama sitemimizi alıp vermek için. Beni rahatsız etmiyordu, aksine, adama kızmadığım, sesini kısmasını istemediğim için bir üstünlük hissi veriyordu bana. İnsan kırmamış oluyordum. Bırakınız yapsınlar. Çıkarken kadına iyi günler demeyi planlıyordum. Uzun süredir harf gibi yaşıyorum... Birazdan alıp, mürekkebe batıracakmışım gibi nefeslerim. Çıkışta yanımdaki adam kalkınca, geldi kadın, çömdü ve bana döndü. Oyunculuk eğitimi veriyormuş. Yüzüm çok enteresanmış, deneyimim varmış mı, bakışlarım çok iyiymiş. Yurtdışında yaşamış hep. Soyadı Almanca. ABD, Fransa'da da yaşamış. Oyunculuk yapıp eğitim veriyormuş. ABD'de caz albümü yapmış. Vapurdan uzaklaşırken sanat hakkında konuştuk yolda. Ben çekine çekine "sanat" kelimesini kullanmak zorunda kalıyordum. Kolay değildi ki o. Meydana döküvermişlerdi hemen; elalem kriz var diye bağırıyor burada! Telefonunu verdi, bir gün oturup birşeyler içeceğiz. 50 yaşlarındaydı kadın, krem sürenlerinden, makyaj yapanlarından, saçları boyalı olanlarından. Severim böylelerini oldum olası.

- Bakışlarımmış. Si*timinin bakışları.
Öğleden sonra da, yine haftasonuşehirlerarasıotobüsyolculuğu'nda:
Yanımda bir kadın oturur otobüste, orta yaşlı. İkimiz de kitap okuruz.
Kitabına bakarım, kitabına dönerim; dayanamayıp tekrar kadına dönerim.

- Bu otobüste gördüğüm ilk kitap okuyan kişisiniz.
- Bu firma da gördüğüm en dandiği. Kadın yanına erkek veriyorlar. Oğlum yaşında çocuksun, sorun değil de yani firmanın sorumsuzluğu.
- Haklısınız. Sorun olmaz yani benden. Tabi aslında böyle bir ayrıma sebep düşünce şeklinin olmaması gerek ama...

Kitaplara geri dönülür.

Biliyor musunuz?

Annem olsa yanında erkek oturmasına değil, kitaba bakardı. Özellikle kişisel gelişim kitapları okuduğundan bahsederdi. Okuduklarından başarı öyküleri anlatırdı. Etrafında, bizzat elleriyle hayatlarında kocaman değişiklikler yarattığı insanları anlatırdı; kendi başarılarını yani. Benim bahsettiğim kitaplar içinse, "okumadım, kişisel gelişim okuyorum" derdi. Nerede okuduğumu sorardı. Oğlunun da benimle aynı üniversitede, aynı bölümde okuduğunu söylerdi. Adımızın da aynı olduğunu söylerdi. Şansa bak'tı. Oğlunun da çok okuduğunu söylerdi, bir övünç kaynağıdır çünkü, söylemeden edemez; hem kendisi yoğurmuştur hamuru. Kadınlık-erkekliğe gelmezdi hiç konu firma yüzünden. Olsa olsa geçtiğimiz 8 Mart dolayısıyla konuşurduk bu konuda hakkında.

Ama en azından teşekkür ederdi bana.

Yanımda oturan kadının okuduğu kitaba çok kızdım yanında oturduğum süre boyunca. Neyse ki, birazdan beni bir fabrika işçisinin yanına alacaklardı.

Mühim bir şey değil yani.
Zaman geçiyor, ara vermek sizin olsun, hemen bir yenisi geliyor.

Bugün benim kadınlar günüm oldu.

Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails