Geldik o mâlum konuya...
Önce klasik soru: Sanat sanat için midir, halk için midir?
Kat'iyen sanat içindir. Çünkü...
Can Yücel, "Ars Gratia Artis" adlı şiirinde, "sanat sanat içindir" diye bağırdığından değil.
Sanat, kendini sürekli ileriye taşımak ister. Toplumlar bunu istemez. Sanat, eğer sanat ise, her zaman yeni yollar arayışında, yeni kapıları kırmak ya da yeni düşünce yatakları açmak istemektedir. Yaratıcılıktan bahsediyoruz, sanat sözcüğünü ağzımıza aldığımızda. Toplum ve yaratcılık ne denli birlikte, hatta ne kadar yakındır?
Toplum denen illet, yaratıcılığın en meşru düşmanıdır. Çünkü toplum, asla sahip olduğu değerleri değiştirmeye meyilli değildir. Çünkü toplumu yöneten, dirlik düzen sağlayan en büyük bekçi de ahlaktır bir yandan. Eğer ki sevgili toplumun değerlerini, yaratıcılık aracılığıyla yıkmaya çalışırsanız, bırakınız yıkmayı, o değerleri kullanmaya çalışırsanız, işte o vakit ahlakın beş parmağı ve kara avuç içi size "dur!" diyecektir. Hayır, burada erotizmden bahsetmiyoruz ahlakı kızdıran yaratıcılık derken. Tümüyle yaratıcılık. Toplumu (asalak tabi...) bir bünye kabul edersek, o bünye hiçbir hücresinin mutasyona uğramasına razı olmayacaktır.
Hal böyleyken, sanat, kendisinin temeli olan yaratıcılığı uslu uslu engelleyen toplumun içinden nasıl doğabilir de yine o toplumu kendi etkisi altına alabilir? O toplumdan "yaratı"lan eserler, yine o topluma döndüğüne göre; bu bir ilçede sokaklara konup da bir türlü dönüşüm fabrikasına götürülmeyen geri dönüşüm konteynırlarına benzemez mi? Ah, kesinlikle ekonomik bir sanat! Girdisi çıktısı yok! Bakiye sıfır! Cari düzgün! Bilanço tıkırında! Ayın 25'i de gelmiyor bir türlü zaten, vergi sıkışıklığı da yok!
Eğer yukarıdaki distopya gerçek ve hakikat olsaydı, 23 Nisan şiirlerini okuyor olacaktık her zaman. Girdisi güneş altında sıcak ve çıktısı mikrofonda çocuk sesi olan şiirler.
Resim sanatı sadece klasikte takılı kalacaktı ve fotoğraf makinesi icat edildiğinde de yok olacaktı. Zira, fotoğraf sanatı da doğduğu yerde, vesikalıklarda ve haber fotoğrafçılığında sayıklayacaktı.
Dans ise, bir koşudan ibaret olacaktı. Çünkü toplumda çıkan ve topluma faydası olan tek şey budur dansla alakalı! Çünkü toplum habire eşekler gibi bu kalıptan diğer kalıba koşuyordur. Yanılmayın, bu sayfanın ergenlikten çıkalı çok oldu!
Sanat, toplum için olsaydı şayet, "milletvekili, başbakan ve hatta cumhurbaşkanı" da sanatçı olurdu/olabilirdi. Fakat, olamazlar.
Şöylesi de doğrudur: Sanat, sanat olarak yapılır. bir kez yapıldı mı, elden çıkar ve toplum onu nasıl kullanmak istiyorsa kullanır. İşine geliyorsa gördüğü/duyduğu/okuduğu, baş tacı eder. Gelmiyorsa eğer, saçmalıktan ibarettir topluma göre o eser. Sanatçı sadece yapar! Diğer yolu bilmez! Tek yapabileceği, tek yaptığı o an, odur.
Tekrar etmekte fayda var; sanatı topluma prangalarsak, ne vahimdir hali insanın! Ne vahim ki, gökyüzünde bir melekler konseyi toplanmak zorunda kalır, nasıl olur da onları sadece beyaz olarak renklendirir insanlar diye... Sanat, her zaman ileride, yaratıcılığı besleyen, dahi yaratan olmalı ki, toplum da orasından burasından bir şeyler kapıp, şöyle bir silkelenip kendine gelsin. Yahu bu karı niye cam parçaları yedikten sonra şarkı söylüyor, niye bu adam elindeki 45 kalibrelik silahı boya paletine bandırıp duvarda resim yapıyor ya da şu her bir dakikada kafasından bir saç teli koparan çocuk, niye okuyanların gözünün açık gitmesine sebep acayip acayip kelimeler yazıyor, diye düşünebilsin. Toplum, sanata ulaşmak için çabalamalı. Yoksa, yoksa tanrının planı büyük bir hezimete uğrar.
Peki, sanat ne içindir allah aşkına?
André Aciman'ın kendimi yerden yere vurarak, çok severek okuduğum "Beni Adınla Çağır" kitabında da geçen şu sözü hatırlamak gerek: "ruh ile bedenin birleştiği yerin epifiz bezi olduğunu söyleyen her kimse çok salakmış, göt deliğidir o göt." (gibi bir şey... Çevirmeni de tebrik ediyorum bu arada... Ruhuna sağlık Süha Sertabiboğlu...)
Ekşisözlük'ten "strategic" çok güzel der: "Bir nevi mastürbasyondur; zira mastürbasyon, mastürbasyon içindir, bir amacı olamaz. Olsa da eğreti olur, yakışmaz."
Sanat, götünü parmaklamaktır. Evet, en bariz şekilde budur. Ruh ile bedenin birleştiği yeri, göt deliğini ya da epifiz bezini okşamaktır. Daha, daha, daha da okşamaktır gitgide! Durmak istemeden, kendine mâni olamadan! Çünkü sonunda...ah, sonunda ve her seferinde, insanoğlu ilk boşalmasının ya da orgazmının çarpılmasını yaşar. Tekrar tekrar. İşte bu andır, bir türlü "toplum için"i savunanların erişemediği doruk.
Hayrola.
21 Temmuz 2009 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Facebook/Oytun Tez
Linkedin/oytuntez
Twitter/oytuntez
YouTube/WiseRemus
Last.fm/WiseRemus
GMail/Oytun Tez

12 yorum:
üzgünüm ama yanılıyorsun.önemli olan bu değil zaten.neyse. sanat sanat için olamaz mantıksız.mantık heryerde olamaz o da var.fakat şu var ki tespitler doğrudur. sanat masturbasyon yapmak yada götünü parmaklamaktır.götünü parpaklayan kişinin içindeki azgınlığını ,içineki dürtüyü ,içindeki hisleri, vahşet,hırsı,öfkeyi,aşkı,hertür isteği boşaltma boşalma eylemidir.beynini boşaltır götünü parmaklayan testislerini boşaltır.sanatçıdır götünü parmaklayan.kısaca sanat götünü parmaklayan kişi içindir.sanatçı içindir.kimseyi siklemez sanatçı sanatıda umrunda değildir.önemli olan içini kemiren çıkarmadığı sürece saplantı haline dönüşen o hisleri kusabilmek ve rahatlamaktır.o aşamadan sonra ne o boku diğer insanların beğenip beğenmediğini umursar nede eline bulaşan menileri lavaboda yıkamaktan çekinir.sanar sanatçı içindir! sanatçının hislerini kusabilme şeklidir.sanatçı eğer sanatını önemsiyorsa burada sanat olgusundan farklı şeyler farklı hisler vardır.bunları karıştırmamalı insan.bunlar kendini beğenmişlik,para,aşk,ilgi eksikliği, ya da farkedilme açlığıdır.diğer insanlar içinse bir beğenti, hayranlık, hatıra ,rahatlama, belkide aşktır.bunlardan sonra tekrar aynı şeyi tekrarlayabilirsin aslında.bunları anlamak için önce sanatın ne olduğunu bilmek gerek.biryerden okuyarak değil.anlayarak.
Bu yorumda her ne kadar ünlemler de geçse, hiç yıkmaya çalışmayacağım.
Ölü doğmuş çürütmelerin var. Hepsinin yukarıda karşılığı var zaten.
Adsızsın, ama yine de diyorum: ünlemlerini koyduğun yerlerde, büyük iddiaların olmalı.
Zaten benimle aynı şeyi savunuyorsun ki.
*** Son üç cümleyi algılayamamışım. Bunlar bana değildir, umarım? :) Trajik olur.
Çok salgırdan bir yorum olarak görebilirsin bunu, üstüne alınma. Şu an başka bir şeye olan öfkemi kontrol edemediğimden (etmeyeyim de.) hıncımı biraz da buradan çıkarıyorum.
tamam =) teşekkürler...
adsız..
"Salgırdan" yazmışım :-)
Bir de yıldızla ayırdığım soruya cevap alabilir miyim? Bu büyük bir merak konusu bende!
Adsız'a.
sana ya da değil.sadece içimdeki kini kustum :D şu noktadan sonra trajik olması pek farketmiyor açıkçası.=)
adsız.
Sen farkında olmadan, fark ediyor aslında.
Tipik salak postmodern açıklamalar gibi oldu.
Çünkü banaysa, içimdeki kini de ben sana kusacağım.
evet doğru olabilir.farkediyor olabilir.ama benim için bir bağlayıcı yanı yok artık =)
istediğin kadar kus.etkileneceğimi sanmıyorum.
Gülünçsün :-)
Senin yazdığımla değil, benimle sorunun her kimsen.
Buyur.
Sanat sanat içindir'in en büyük savunucusu da sanırım bugünlerde Bendeniz. Ya da Bendeniz'in şarkısı sanat için. Ha ama Bendeniz sanatçı mı?/ o şarkı sanat ürünü mü? Ben bilmem... Sadece ''Cuma'dan Pazar'a kaç gün var arada?''nın anlamını kavrayamayıp buna yordum.
Yoksa, bana kalsa biliyorsun; il faut qu'il y ait une outre rue.
oui, honey, il ya une autre façon. Mais il est un résultat indirect de la raison pure.
Sanat kesinlikle ne tek sanat ne de tek sanatçı içindir.Sanat tekil kalırsa yok olur ve değeri olmaz, sabahlara kadar mastürbasyon yapsanda birilerinin hayalini kurarak yada video kaset becererek yapıyorsun hepsini, yani demek istediğim ortaya çıkan şey ne olursa olsun kesinlikle başkalarının görmesi ve ağzına geleni söylemesi için yapılır ki sonrasında orgazm yaşanabilsin.
Burada bahsettiğiniz dolaylı, ikinci adımdaki amaçtır. Asıl, apasıl amaç, sadece sanattır.
Yorum Gönder